Çılgın Paylaşım

Türkiye'nin en çılgın paylaşım mekanı
 
AnasayfaRADYOKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Nasıl Kendim Olabilirim...?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Administrator
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 476
Yaş : 25
Nerden : BURSA
Kayıt tarihi : 21/01/08

MesajKonu: Nasıl Kendim Olabilirim...?   Ptsi Ocak 21, 2008 11:21 pm

SANA HERŞEY ÖĞRETİLDİ AMA SANA KENDİN OLMAN ÖĞRETİLMEDİ...!!

Bu, dünyadaki en kolay şey olmalı ama değildir. Niçin herkes olmadığı birşeymiş gibi davranıyor? Bunun ardındaki psikoloji nedir? Bunun nedeni herkesin ta çocukluğundan beridir ayıplanmasıdır. Kendi kendine, kendiliğinden yaptığı her ne olursa olsun o kabul edilmezdir. Çocuğun yetişmek zorunda olduğu kalabalığın, insanların kendi fikirleri ve idealleri vardır. Çocuk bu fikir ve ideallere uymak zorundadır. Çocuk çaresizdir.

Bir kez başkalarına yaslanmaya başladığında ruhunu kaybediyorsundur. Herhangi başka birisinin sahip olduğu kadar evrensel bir bilince sahip olduğunu unutuyorsun; sadece onun farkında değilsin, onu aramamış durumdasın. Ve aramadın çünkü onu başkalarında; seni kurtaracak birisinde, sana yardım edecek birisinde arıyorsun. Tüm krallığın sana ait olduğunu fark etmeden dilenmeye devam edip duruyorsun.

Bunu hiç düşündün mü? Tüm hayvanlar ebeveynlerinin ve topluluğun desteği olmadan hayatta kalabilir ama insan yavrusu bunu yapamaz, hemen ölecektir. O çok hassas ve ölüm tehlikesine çok açıktır. O yüzden genelde herkes şu an olduğu halde, yani kendisine karşı hale gelmiştir. Herkesin olmadığı bir şeymiş gibi davranmasının ardındaki psikoloji budur. Herkesin kendileri olmalarına asla izin verilmedi, doğalarının mutlu olmalarına müsaade etmediği bir başka kişi olmaya zorlandılar.

Kendisi olmak için kişinin birşey yapmasına ihtiyaç yoktur; o zaten odur. Başka türlü nasıl olabilirdin? Nasıl başka birisi olabilirdin? Çünkü toplum insanı yozlaştırır. O zihni, varlığı yozlaştırır. O, sana şeyleri dayatır ve sen de kendinle temasını kaybedersin. O senden, olman gereken kişiden başka birşey çıkartmaya çalışır. O sana hep başka birisi gibi olmayı ya da şöyle ya da böyle olmayı öğretir; asla sana kendin olmanı söylemez. Asla sana olma özgürlüğünü tanımaz; zihnine yabancı, dışsal imajları zorla yerleştirir.

O zaman sorunlar çıkar. Rol yapabilirsin ama rol yaptığında asla tatmin olmazsın. Her zaman kendin olmak istersin, bu doğaldır. Ama toplum buna izin vermez. O senden başka birisi olmanı ister. Gerçek insanlar kendi gerçeklerini kendi tarzlarında yaşarlar; onları baştan çıkarmak imkansızdır. Onların mutluluğu en son noktadır.

O yüzden, toplum çocuğa başka birisi olmayı öğretir. Ve çocuk yavaş yavaş ikiyüzlülüğü, böbürlenmeyi öğrenir. Ve bir gün, ironi buradadır, toplum seninle şu şekilde konuşmaya başlar, sana der ki: Sana ne olmuş böyle? Niçin mutlu değilsin? Niçin perişan haldesin? Niçin üzgünsün? Sefil haldesin? Ve sonra sana mutlu olmanın yollarını öğretirler. Önce seni hasta ederler ve sonra da ilaç satarlar. Bu muhteşem bir tezgah! Unutma; Mümkün olan tek mutluluk vardır ve o da 'kendin olmak'tır.

Karşılaştırmak zehirdir. Taklitçi olmak tüm kendin olma fırsatını kaçırmak demektir. Kıyaslamayı bırak. Sen eşsizsin. Hiç kimse senin gibi değil. Ve ben, sen eşsizsin dediğimde sen başkalarından daha iyisin demiyorum, unutma. O bir kıyaslama değildir, eşsiz olmak nefes almak kadar doğal bir şeydir. Herkes nefes alıyor ve herkes eşsiz. Canlıyken eşsizsindir. Sadece cesetlerin hepsi birbirine benzer. Varoluş asla tekrar etmez; O her gün yeni bir şarkı söyler, her gün yeni bir resim yapar.

Kendi eşsizliğine saygı duy ve kıyaslamayı bırak. Kimseyle kıyaslama; diğer kişi sen değilsin, sen de diğer kişi değilsin. Bırak başkaları olsun ve sen de kendi varlığın içinde rahatla. Her kim olursan ol tadını çıkarmaya başla. Sana sunulan anlardan zevk al. Rekabet terimleri ile düşünme, o yüzden de onların üzerine atlayıp mutluluk kopartmak ve rekabet etmek zorunda değilsin. Mutluluk herkese sunulmuştur, kalbini açan herkese mutluluk her zaman sunulmuştur.

Herkes, kendi ısdırabından, mutsuzluklarından başkalarının sorumlu olduğunu hisseder. Bu son derece karmaşık bir hal almıştır. Ve başka birisi senin ıstırabının, mutsuzluğunun sorumlusu olduğunda, sorumluluğu başka birisine vererek özgürlüğünü kaybettiğinin farkına varmazsın. Sorumluluk ve özgürlük aynı madalyonun iki yüzüdür.

Doğaldır ki şayet ısdırap başkalarından geliyorsa, mutluluk da başkalarından gelmek zorundadır. Fakat o zaman sen ne yapıyorsun? Sen ne ıstırabından, ne de mutluluğundan sorumluysan; bu durumda senin işlevin nedir? Amacın nedir? Birkaç kişinin seni perişan etmeleri ve sonrasında başkalarının da sana yardım edip seni kurtarması ve mutlu kılması için sadece bir hedef tahtası olmak mı? Sen yalnızca bir kukla mısın? Bütün iplerin başkalarının elinde mi?

Sen kendi insanlığına saygı duymuyorsun; sen kendine saygı duymuyorsun. Senin kendi varlığın için, kendi özgürlüğün için hiç sevgin yok. Hayatına saygılı olursan "bu benim hayatım ve onu ben yaşamalıyım dersin; yanlış birşey yaparsam da sonuçlarını kabul edeceğim" dersin. Muhtemelen kişi bu şekilde öğrenir; düşerek kişi ayağa kalkar; yanlış yola saparak yeniden geri döner. Bir hata yaparsın, fakat hata seni daha zeki yapar; aynı hatayı bir daha yapmayacaksın. Aynı hatayı tekrar edersen bu senin öğrenmiyor olduğun anlamına gelir. Zekanı kullanmıyorsun, bir robot gibi davranıyorsun. Kendine ait olan ve önüne gelene dağıtmış olduğun öz saygını geri al. Sorumlu olduğunu kabul et. Mutsuzluğunun ne olduğunu gör, nedenini bul ve sebebi kendi içinde bulacaksın. Sebebi ortadan kaldır ve mutsuzluk, ıstırap yok olacaktır.

Bu dünyada yalnızca tek bir mutluluk vardır ve o da kendin olmaktır.Ve genelde kimseler kendisi olamadığı için de, herkes kendisini bir şekilde; maskelerle, ikiyüzlüklerle, gösterişlerle saklıyor. Kim olduklarından utanıyorlar. Dünyayı herkesin kendi çiçeklerinin getirilmesine izin verildiği güzel bir bahçe değil, bir pazaryeri haline soktuk. Kadife çiçeklerini gül getirmeleri için zorluyoruz; kadife çiçekleri nereden gül üretip getirsinler? Bu güller plastik güller olacaktır ve kalbin en derinlerinde kadife çiçeği utanç duyup, "Kalabalığa baş kaldıracak kadar cesur olamadım. Bana plastik gülleri dayattılar ve ben içimde öz suyu akmakta olan kendi gerçek çiçeklerime sahibim ama kendi gerçek çiçeklerimi gösteremiyorum" diye haykırıyor olacak.

Evet sana herşey öğretildi ama sana kendin olman öğretilmedi. Bu herkesi perişan eder. İstemediğin bir şey olmak, birlikte olmak istemediğin birisiyle olmak, yapmak istemediğin bir şey yapmak, bunlardır senin ıstırabının temelleri. Er ya da geç karar vermek zorundasın. "Bedeli ne olursa olsun, ben sadece kendim olmak istiyorum. Ayıplanmak, kabullenmemek, saygınlığı yitirmek; hepsi tamam ama artık bir başkasıymış gibi yapamayacağım" demek zorundasın.

Ve bu karar ve bu kararın ilanı, özgürlüğün ilanı, kalabalığın ağırlığından özgürleşmenin ilanı, doğal varlığını, senin bireyliğini dünyaya getirir. O zaman hiçbir maskeye ihtiyaç duymazsın. O zaman sadece neysen o olarak kendin olabilirsin. Ve mutlu yaşarsın..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.cilginpaylasim.net
 
Nasıl Kendim Olabilirim...?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Çılgın Paylaşım :: Serbest Forum-
Buraya geçin: